Olmuyor Sende Biliyorsun

Konuşulmamış, bakışılmış çabuk üstün körü sonra daha inceden masaya yatırırız sohbetleri bitmemiş. Gecenin ilerlemiş ışığı karartılmış göz dinlendirilen, kulağı acıtmayan bir müzik ne denilse evetlenecek zamanların birinde tam da kar yağarken.

Çıkıp birden o kadar ışıksızlıkta bir cam aksinde yüreğimden çıkıp her nasılsa bir görüntü. Özlemişim seni nasıl bir acı eksiklik bu. Köşesi şaşırılmış bir buluşma eksikliği gibi. Birden orası değildi hatırlayış, bekleyişe bir koşuşturma nefes nefese bir kavuşma bir ter bitecek gibi.

hayat

Ben geleceğim, bir soluk alayım bir nefes sonrası arada bir şey kalmadı. Bir nota arasında hani piyano tuşlarının arasına sızan bir şarap damlası gibi anlamsız, habersiz, bir bakış arası yok oluşlardan birinde fark edilmeden iki aralık bir derelik bir zamanda anlarsın ya sana anlatacağım o kadar çok şey var hangisinden başlayacağım, sonra epey bir soluğum yetmeyecek olmalı alınıyorsa, biliyor olmalısın ama ben anlatacağım kar yağarken beni dinler gibi yaptığında olduğu gibi gitmeden bir yerlere ben anlattıkça her ne geliyorsa aklına.

Bir sessizlik içinde seni özlemişliğin yırtılan sesi. Olmuyor sende biliyorsun. Kar yağıyor, sen yoklarını hatırlıyor olmalıydın, ben seni şimdilerde. Bahara çok var olurdu, baharı o kadar sevmiyor olmalıydın acelen yokmuş gibi içine sindirircesine ağırdan seyrederdin. Bir ağıt gibi ağırdan, bir adaklanmış zaman misali hareketsiz bir seyrediş. Şimdilerde içi dolmayan sorular.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir