Cümlelerin Sonu Yok

eylul

Kim bilir büyük ihtimal nereye kadar? Tam da buraya kadar diyeceğimiz yusufçuk şimdi kanatları değerli akşama hepsi bir ömür buraya kadar bir ateşin bir lambanın bir ışığın çevresinde dolanıp bütün evren kainat bu kadarmış buraya kadar.

Geceyi yusufçuğa terk edip gözlerini yumup başka bir evren başka dünya belki geçmişte izine dokunulmuş gelecekte belki yumup gözleri.

Cümlelerin sonu yok gelmiyor içinden ne geçiyor o olsunda kalıp öyle ce rüzgarına kapılıp giden kelebeğin son geçişi buradan bu sokaktan öyle bil öyle olsun öyle kalsın sana göre noktadan önceye kendine göre içinde ne varsa ne kaldıysa.

Kaldırımları sokakları ağaçları yaprakları sokağın gürültüsünü kuruyemişçide kavrulmuş çekirdek kokusunu unut diye sarıldığın peşinde koştuğun omuzları içtiğin bulduğun kafaları ağaçların altına onca yağmurda sığındığın saklanıp devam çilingir sofralarını Can Yücel’in en çok da içinde sıkı sunturlularını seçip üstüne Neyzen den akılda ne kaldıysa elde ne varsa.

Dehle dünyayı gitsin ne duruyorsun Abbas a haber ver sende Abbas sana haber verir belki haydi der omuzuna dokunup ay da geldi vakit tamam. Yusufcuk el sallayıp gönlünce bu akşam yokum kuzum.

Eylül gelmiş bahçeye yanında hüzün…

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir