Bir Varmış Bir Yokmuşlar

yasamak

Hayatı başkası yaşanmadığından yaşanamadığından deneyerek de öğrenilmez bu olmadı bu uymadı bir büyüğü küçüğü daha pembe olanı başka biri daha.

Sesin duvarlara çarpıp çarpıp geri döndüğü bir duvar bir bu duvar tükendiği yalnızlıkların duvarla örüldüğü tek bir teke indirgenmiş şahısların yalnızlıklarını alıp geldikleri hep yalnız olmaların hayatı topluluğu tek tek hiç beraber olmamışlıklarla olunmamışlıklarla toplanma aynalarla.

Bir varmış bir yokmuşların bir yokmuş bir yokmuşlara döndüğü zamanlardan kalma hayallerle el ele tutuşup şarkı söyleme gözlerin görmeden göz göze gelmeleri boşluklara birbirini atmalar. Gece daha çıplak daha soyunmuş hep böyle karanlığına ışık giymemiş hallerinde çağırıyor arada geceler değişmedi sesleri kısıldı fısıltılı kaldı o kadar. Geçmişten çok tanıdık sesler gecede fısıldayanlar hiç olmamışlar gibi gitmişler çoktan hiçlerle karışmışlar fısıltılar ondan.

Rüyaların havuzlarında nilüfer misali çiçekler renkleri çalınmış yeniden suluboya ile boyanmış ne istersen o renk civcivler de öyle oluyor ya.

Töreninde en hazin anların yuvarlanan topraklar taşlar uçmayan kuşlar artık olmayan hep çiğ kalmışlıklar uçsuz bucaksız çöllerin insana susuzluğunun hep öyle kalacak korkusu inancı dizlerini büken seni yürütmeyen çekip tutan ardından kapısını çaldığında hep evde olmayan dilek tuttuğunda hep duymayan ben buradayım el sallamana gözleri kapalı.

Bıraksan alıp gidecek bir şeyde yok ortada.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir